Gonderen 11 August 2008
Tags: günlük, normal, sert, sinirli, tepki
Klasik tepki: “Sıraya geç kardeÅŸim.”
Neoklasik tepki: “Åžeker kardeÅŸiim sıraya geçiver.”
Realist tepki: “Sıra var.”
Sürrealist tepki: “Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay’da bak bir daha yapabiliyorlar mı?”
Romantik tepki: “Beyefendi galiba sırayı görmediniz.”
Modern tepki: “Efendim insanımız eÄŸitimsiz. Halbuki Avrupa’da…”
Postmodern tepki: “Sırana geç lan ayı!”
Uzlaşımcı tepki: “Acelesi olmasa öne geçmezdi, üzmeyin garibi…”
Devrimci tepki: “Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek.”
Kaderci tepki: “İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin iÅŸi görülür.”
Felsefeci (septik kuÅŸkucu) tepki: “Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön taraf olduÄŸuna kim karar verdi? Öne geçtiÄŸini zanneden, aslında arkaya geçmiÅŸ olabilir.”
Kantçı tepki: “Efendim, algılanmayan ÅŸeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa, adam yok olur.”
Kötümser varoluşçu tepki: “Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir ÅŸekilde bekleyin. Bir gün o adam da ölecek.”
İyimser varoluÅŸcu tepki: “Sıkmayın canınızı, ÅŸu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor.”
Hümanist tepki: “İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiÅŸ oluyoruz.”
Gonderen 08 May 2008
Tags: bayram, boğa, bogaz, buçak, dünya, eşek, fikra, film, günlük, hastalık, hayat, hikaye, kilo, kız, komik, kuş gribi, ot, terör
Kurbanlık Bir Koyunun Günlüğü
1.Gün:
Sevgili günlük, bugün bayramın ilk günü. 10 gündür elimden geleni yapıp bi şekilde satılmamayı
başardım. Arkalara kaçtım, sürekli yüzüme hastalıklı bir hava verdim. Şans da yüzüme güldü, bugüne
geldik. Ama bu iş boşlamaya gelmez. Her an biri gelebilir, orama burama bakıp, şu başımda dikilen
herife kilomu sorabilir. O da zaten beni satamadı diye gıcık, en az 10 kilo fazla söyler. Adam
inanıp alır beni evine götürür, evin küçük kızı gelip beni sever, oynar. 1 gün sonra o kızın babası
gözlerimi bağlayıp besmele çekip bıçağı boğazıma dayar ve keser. O sırada hayatım gözlerimin önünden
bir film gibi geçer. Film de film olsa. Hep aynı kare: Ot yiyorum, etrafa bakıyorum, ot yiyorum
etrafa bakıyorum… Hayat mı bu be? Dünyaya gel, birkaç sene ot ye, sonra seni yesinler!
2. Gün:
Sevgili günlük, ben eşeğim. Yani koyunum ama eşeğim. Sana dün ne dediysem oldu, iyi mi?! Saatine mi
geldi nedir?! Şu an herifin birinin bahçesindeyim. Şu saate kadar bayramlaşmaydı, gelen giden
falandı derken beni kesmediler ama en geç yarın bu iş biter! Kesecekler beni günlük duyuyon mu?
Kıyacaklar kınalı kuzuna. Hayır boğa olsaydım, sahibimin elinden kaçar, sokaklarda terör estirirdim.
Televizyonlardaki bütün haber bültenleri beni gösterir, en azından ölmeden meşhur olurdum. Ama
tabiatım boğa kadar asabi değil ki! Koyun gelmişiz, koyun gideceğiz
3. Gün:
Günlük, inanmayacaksın ama hâlâ hayattayım. Bunlar beni kesmeyecek galiba. Şaka yapıyorlar. Camdan
bakıp bakıp gülüşüyorlar. Son gün de beni salacaklar. Haklısın! İyimserliğin de bu kadarına yuh
artık. Yok yok bu defa işim zor, hem de çok zor. Yarın görüşemeyiz, hakkını helal et.
4. Gün:
Günlük, benim ben. Hahahaha!! Yırttım oğlum. Bu sabah aslında tam gidiyordum, adam bıçakları,
tülbenti hazırladı. Yanıma koydu. Tamam dedim, bu sefer aÄŸzımla kuÅŸ tutsam yolcuyum. Sonra ‘ne dedim
lan ben’ dedim kendi kendime. AÄŸzımla kuÅŸ tutmak! Tabii ya! KuÅŸ gribi. Bunu bir becerirsem aÄŸzımda
kuşla beni hayatta kesmezler. Hemen dalda duran bir kuştan rica ettim. Gel iki dakika ağzımın içinde
dur sonra uçarsın hesabı. KuÅŸ gıcık çıktı. “Hay senin kafana” deyip tam kesilirken kafamın orta
yerine hacetini bıraktı. Bunu gören sahibim panikleyip kuş gribi olmamak için beni saldı. Kafana kuş
pislemesi uğurlu gelir derlerdi de inanmazdım. Bayram diye buna derim oğlum! Değmeyin keyfi -meeeee