Gonderen 08 May 2008
Tags: anı, at, baba, bayrak, belediye, buzdolabı, cisim, çocuk, düğün, durak, duvar, ekmek, fikra, halay, hikaye, ikram, ilaç, iş makinesi, kedi, kolonya, komedi, komik, köpek, lise, okul, paspas, pazartesi, roman, saat, sınav, sokak, türkiye, üniversite, yolcu, yüzme
Madde 3: cocuk yuzmeyi cabuk ogrensin diye babasi tarafindan kucaklanip denize atilir..
Madde 7: Hesap odeyen erkek, hesabi odemek icin gereken islemi masanin altinda yapar.
Madde 8- Pazartesi sabahı ve cuma okul çıkışı, bayrak töreni öncesinde, okul müdürü “evladım konuşmayı kes, arkadaki oğlum önüne dön, öndeki arkana dön, sırayı bozma, bak hala konuşuyor, kime diyorum vs…” bağrışlarıyla müdür olduğunu hisseder, hissettirir…
Madde 11: Turkiye’de ilk, orta, lise, universite, yuksek lisans,doktora fark etmez, sinav kagitlari dagitilirken, bir ogrenci mutlaka ‘Hocam istedigimiz sorudan baslayabilir miyiz?’ sorusunu sorar.
Madde 31: Isyeri acilisinin yapildigi gun satilan ilk urunden elde edilen para (siftah parasi) bereket getirecegine inanilip cerceveletilir ve isyerinin duvarina asilir.
Madde 34: Uzerinden arac gecsin ve temizlensin diye isyeri paspaslari cadde ortasina firlatilir.
Madde 39- “Misafirlere hoş geldin dedin mi?..” çocuğa yaşatılacak en büyük kabuslardan biridir… Gelen misafire, ebeveyne göstere göstere “hoş geldin” deyip, kabustan kurtulmak gerekir…
Madde 42: Misafirlikte kolonya ikram edilirken buyuklerin ellerine cocuklarin kafasina dokulur.
Madde 46: Durakta degil de, her el kaldiran yolcu gordugunde duran otobuse halk otobusu denir. Halk otobusu halki kirmaz, durur. Halk otobusunun belediye otobusunden tek farki budur.
Madde 60 : Dugun salonunda halay ekibi, once pistte cember olusturarak cosar. Ardindan masalarin arasindan gecerken halaya yeni kisiler alinir. En sonunda dugun salonunun duvarlari boyunca halay cekilir. Ve nihayet halaydan kopmalar baslar… Halay ekibi dagilsa da, 2-3 kisi suurunu kaybetmis sekilde halay cekmeye devam eder… Cok sonra anlasilir ekibin dagildigi…
Madde 64: Kafa bir yere carptiginda sismesin diye cignenmis ekmekle ovalanir.
Madde 66: Butun ilaclar buzdolabinda saklanir.
Madde 72- Belediyenin yaptığı kazı çalışmalarında kullanılan iş makineleri, etrafında kalabalığın toplanmasını sağlar… İş makinelerinin temposuna hayran olan fertler, saatlerce kazı çalışmalarını seyredebilirler… Bazılarının çalışmaya katılıp “topla gel, indir, kaldır, hopppp dur…” demesine az kalmıştır…
Madde 75: Sokak ortasinda aska gelip sevisen, kedi, kopek at gibi hayvanlar once ‘Host, kist, pist, aloooo’ denilerek uyarilir. Sevisme halinin devam etmesi durumunda hayvanlar sopa benzeri bir cisim kullanilarak ayrilir.
Gonderen 08 May 2008
Tags: abla, agac, anaokul, anı, anne, baba, banyo, bizans, büyümek, fikra, hikaye, komedi, komik, kurban bayramı, madonna, maradona, patates, roman, saat, sıhhat, sokak, türk hava kurumu, ucak, zeytin
Ben cocukken cok salaktim.Edip Akbayram’in ismini Edi zannederdim. Yani o, benim icin “Edi Pakbayram”di.
Ablama, “Nasil olup da koca bir gunu canin sikilmadan evde oturarak geciriyorsun?” Demistim. “Buyuyunce insanin cani sokakta oynamak istemez ki” cevabini vermisti. Uzunca bir sure buyuyup buyumedigimi anlamak icin kendime, “Canin sokakta oynamayi istiyor mu?” diye sormustum.
Sabahlari kalktigimda aklimin hala yerinde olup olmadigini anlamak icin 2+2,3+4 gibi toplama islemleri yapardim. Sonuclar dogru olunca da cok sevinirdim.
Dedemle parka gittigimiz bir gun TRT’ciler cekim icin oradaydi.Beni oynarken cektiler.Yayin gunu bizim aile jeneriginde gozuktugum cocuk programini izlemek icin televizyon basina gecti.Kendimi ekranda gorunce, “Beni niye parkta unuttunuuuz?” diye gozyaslarina bogulmustum.
“Geri vites” kavramim yoktu. Sofor, kolunu koltuga atip arkaya dogru bakinca araba otomatikman geri geri gidiyor zannederdim.
Benden buyuk kuzenlerim dondurmacilarin dondurma kulahlarinin sivri kismiyla kulaklarini karistirdigini soylemisti. Inanmistim. Hala da kulahlarin sivri kisimlarini yemem. cope atarim.
Babaannem bir gun gelirse sevdigim dizilerin olmadigi bir gun gelsin istiyordum.
Abimle Karaoglancilik oynardik. O Karaoglan olurdu, beni de Bizans askeri yapardi. Sonra evire cevire doverdi. cok muhim bir sey yaptigimi sandigim icin canim yansa bile hic sesimi cikarmazdim.
Yesil ve siyah zeytinin ayri agaclarda yetistigini sanirdim.
Bulmacalardaki, “Annenin erkek kardesi” kismina dayimin bes harfli ismini sigdirmaya calisirdim.
Anaokulunda patates baskisi yapmayi ogrenmistik. O kadar hosuma gitmisti ki, evde duvarlara, masa ortulerine filan basmistim.Ancak sanat merakim annemin yeni aldigi beyaz etege patatesi yapistirmamla son bulmustu. Hem gonlunu almak hem de el koydugu patateslerime kavusmak icin dahiyane bir fikirle ogretmenimin yanina gittim. “Annem” yazisini patatese oydurttum.Sevincle eve gelerek soyundum. Renkli boyalara batirdigim patatesi vucudumun her tarafina bastim. Sonra da annemin karsisina gectim. Beni o halde gorunce aglamaya baslamisti.
Madonna ile Maradona’yi kardes zannederdim. Kendi kendime, “Bunlarin babasi ne sansli be. Bir cocugu futbolun krali, biri muzigin kralicesi”derdim.
Birinden ozur diledigim zaman Allah’in bana bir ozur verecegini sanirdim. Sakat olacagimi dusunup hemen “diledigim ozru ” geri alirdim.
Kurban Bayrami’nda toplanan derilerden ucak yapildigini sanirdim.Ucaklarin dis yuzeyinin bu derilerle kaplandigi icin Turk Hava Kurumu’nun topladigini dusunuyordum. Ucak kacirma filmlerinde silahla ates edildiginde ya da bomba patladiginda, “Ayyy! Deri delindi!” derdim.
“Gil” diye konusanlari fakir zannederdim.
Annem banyodan ciktiktan sonra babamin soyledigi, “Sihhatler olsun” lafini “Saatler olsun” diye anlardim. Bunun da, “Banyoda amma cok kaldin” gibi bir sey demek oldugunu sanip babamin anneme kizdigini dusunurdum. Annemin buna karsin niye sadece, Sagol” dedigini merak ederdim. “Ne kibar kadin,derdim.